Zeynep Hanım

İlk cümleyi kurmak hep zordur ya, ne yazacağını bilirsin ama kelimelere dökemezsin. Şu an bu durumdayım. Polikistik Pver hastası, topuk dikenleriyle başı dertte ev içinde bile yürüyemeyen, hipoglisemili, psikolojik olarak "ben zayıflayamıyorum" diyen zor bir vakayım, öyleydim. :) Ne yaparsam yapayım zayıflayamıyor ama mücadeleyi de bırakmıyordum. Piyasada yeni çıkan zayıflama ürünü adına ne varsa (her yaz hep bir şeyler çıkar) hepsini deniyordum. Kilolar bazen azalır gibi oluyor bir süre sonra misliyle artıyordu ve ben kartopu misali günden güne buyuyordum. 137 kiloyu geçmiştim. Nefes almak bile hırıltı olmuştu artık. Utanıyordum halimden. Toplu taşıma araçlarına binmek o koltukların arasından çarpa çarpa ilerlemek, insanların sanki mahsus yapıyormuşum gibi sinirli bakışları, az ye dercesine baş sallamaları, küçük çocukların beni görünce birbirine bakıp gülüşmeleri. Daha neler neler.

Diyetisyenlere de gittim bu süreçte ama hepsi besin değerlerinin yazılı olduğu bir liste, arkasına zımbalanmış yememem gerekenler listesi (herkes için genel geçer) ve her gün uygulamak zorunda olduğum miktar listesini elime tutuşturup “al git bunu yap” dediler. Neden kilo aldığımla ilgilenen, hatta dinleyen bile olmadı. Pazartesi başlayıp çarşamba bitti o diyetler. Kendimi hep diyet yapıyor gibi gördüm. (Hatice hanımla tanıştığımdan beri diyet yaptığımı düşünmüyorum. Doğru beslenme şeklini benimsetti bana çünkü). Artık bir şeyler yapmalıydım. Geleceğim kendi elimdeydi ve ben kendim için bir şey yapmalıydım. İnternetten iyi bir diyetisyen arayışına girdim. Arama motoruna şunu yazdığım aklımda "Ankara’da en iyi diyetisyen." Google’a minnettarım. Gerçekten beni Ankara’nın en iyisi ile karşılaştırdı. Hatice hanımla önce telefonda görüştük. Ona durumumu anlatıp nasıl bir yol izleyeceğimizi sordum ve daha sonra yüz yüze görüştük. Ne aşamalardan geçtiğimi, neler yaptığımı, neleri yapamadığımı, sevdiğim ve sevmediğim yiyecekleri, alışkanlıklarımı vs. her şeyi konuştuk. Ölçümlerim yapıldı.

Sonrasında, yiyebileceğim saatte yiyebileceğim besinlerden oluşan bir liste hazırladık. Benim önceliklerimin de dikkate alınması çok güzeldi. "Şunu uygula gel" mantığından ziyade "nasıl yapalım, neler istersin, ne seversin, bu saat uygun mu" mantığıyla yaklaşması çok güzeldi. Her hafta listelerim değişiyordu ve inanılmaz; çikolata bile yiyebiliyordum. Bu çok hoşuma gitmişti. Kilo vermeye başlamıştım ve mutluydum. "Ne yaparsam yapayım kilo veremiyorum" düşüncesi artık kaybolmuştu. Verdiğim her kiloyla mutluluğum kat kat artıyordu.

Eşim de bu yolda bana destek oldu. Nasıl mi? O da katıldı aramıza ve o da şu an 21 kg. vermiş durumda. Ailemizin kurtarıcısı Hatice Hanım iyi ki hayatimiz girmiş. Yaşam kalitemiz arttı sayesinde. Başarıyoruz ve başarımızdaki en büyük pay Hatice hanımın. Sevecen, sıcak tavırlarıyla bizi çok güzel motive ediyor. Bazen kendimizi koyuverdiğimiz oluyor elbette ama o bizi bırakmıyor, onun gücünden güç alıyoruz, hayatimiz iyi ki girmiş diyebileceğimiz özel insanlardan. Hakkı ödenmez. Şu an 107 kilodayım ve inanılmaz iyi hissediyorum. Topuk dikeni diye bir şey sanki hiç yasamadım. Günde 14 km. bile yürüyebiliyorum. Birlikte çok daha iyi sonuçlara ulaşacağız inşallah. Daha yolun yarısındayım. Kendimi beslenme okulunda okuyan öğrenci gibi hissediyorum ve her hafta yeni bir şey öğrenmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Gönül rahatlığıyla da herkese tavsiye ediyorum. Bana başarımın sırrını soranlara, başarının sırrının 5 harfli olduğunu ve onun da KİBEM olduğunu söylüyorum.

KİBEM gerçekten işini çok iyi yapıyor. Teşekkürler KİBEM, teşekkürler HATİCE HANIM. Her zaman söylüyorum, iyi ki varsınız!

TOP